Bana Dair…

Bir zamanlar uzak diyarlarda küçük bir çocuk yaşarmış. Oldukça küçük yaşlarda resim çizmeye başlayan bu çocuk uzaya ve gökyüzüne karşı büyük bir sevgi beslemeye…

 

… Milenyumda, 2000 yılında doğmuşum. İlkokul beşinci sınıfa dek (bizde 4+4+4 yoktu) Adıyaman’da, devlet okulundaydım. 2010’da Gaziantep’e taşındık. İki sene daha devlet okulunda kaldıktan sonra bir özel okula geçtim. Lisede ise Fen ve Teknoloji Lisesi’ne gitmeye başladım. Hala da gidiyorum. Kendimi bildim bileli bir şeyleri merak etmiş ve merakım yüzünden başıma iş açmışımdır. Halbuki şimdiden, merak beni hiç düşünemeyeceğim yerlere getirdi. Çok fazla şeye burnumu soktum. On iki yaşında astronomiye dair daha çok şey öğrenmeye başladım. Yıldızların oluşumunu falan öğreniyordum. Yedinci sınıfta bir arkadaşım oldu. Bana bilgisayarı ve bilgisayar oyunlarını gösterdi. O vakte kadar teknoloji konusunda özürlüydüm diyebilirim. Temel şeyleri öğrendikten sonra Photoshop gibi şeylerle uğraşmaya başladım. Youtuber olmaya çalıştım. Tam üç kez hem de! Üçü de rezilceydi. Elbette hepsi oyun üzerine kurulu kanallardı. Sonra Java öğrenmeye başladım. Lisede hiç kullanamadım ve öğrendiklerimin çoğunu unuttum. Grafik tasarım konusunda kendimi geliştirmeye çabaladım. Ortaokuldan lisenin ilk yıllarına kadar Vikipedi’de editörlük yaptım. Onuncu sınıfta elektronikle tanıştım. Çevremdeki insanların bu konularda bana yardımları dokundu. Arduino ile uğraştım. C dilini öğrenmeye başladım. Uğraşılarımın ele tutulur sonuçlarını ise ilk kez 2015 yılında elde ettim galiba. Pek çok yarışmaya ve sunuma katıldım. Bunlara katılmam okulum sayesinde oldu. Bilgi Üniversitesinin düzenlediği Buluş Şenliği’nde ” en yaratıcı proje” kategorisinde takımımla birlikte ödüller aldım. Sonraki dönem İzmir’de sütleğen bitkisi ile alakalı tam adıyla,

“Euphorbia Eriophora B. bitkisinin maserasyon yöntemi ile farklı çözücüler içerisinde elde edilen ekstratlarının ve etken maddelerinden syringic asidin Pseudomonas aeruginosa ve Staphylococcus aureus üzerine etkisinin in vitro değerlendirmesi” (Nasıl iyi mi?)

Bir sunum gerçekleştirdim ve birinci seçildim. Aynı yıl TUBİTAK’ın liselerarası araştırma projeleri yarışmasında bölge finallerine kaldık ama ilginç bir şekilde bir şey elde edemedik. Nedenini anlamadım çünkü salondaki bütün katılımcılar (bizim dışımızda herhalde) bizim kazanacağımızı söylüyordu. Biyoloji ile haşır neşir olmamı sağlayan, bana makale okumayı öğreten araştırma yapmanın önemini benimseten hocam, aynı zamanda yukarıda söylediğim projelerde de danışman öğretmen olarak benleydi, Fatih Günaydın. Kendisine minnettarım. Burada ona değinmeden olmaz. Şuan kalkıştığım popüler bilim yazarlığına vesile olan oydu zira merakımı bir hayli körükledi.

 

Yine aynı yıl robotik (evet, lisede robotik, genetik ve mekatronik derslerimiz vardı) derslerimize giren bir başka değerli hocamla birlikte Avusturya’da gerçekleşen “RobotChallenge”a katıldık ve serbest kategoride birincilik elde ettik. Bu süreçte takım arkadaşlarımla ya da bireysel çalıştım ama hevesimi hiç yitirmedim. On birinci sınıfta ise liseyi yarışmalar ve projeler adına noktalamak adına son bir girişimde bulunduk. Ekim ayından itibaren Nisan’a dek çok yönlü bir proje çalışması gerçekleştirdim. Giyilebilir teknolojilerle alakalı bir yelek tasarlayıp prototipini yaptım. Bir android uygulaması geliştirdim ve uygulamayayı Google Play Store’a yükledim. Nisan ayındaysa Amerika Birleşik Devletlerine Kaliforniya’ya gittim. Takımım ve hocalarımla birlikte beş farklı çalışmayla Pleasanton’daki  “RoboGames” robot olimpiyatlarına katıldık. Ben Best of Show kategorisinde birincilik aldım. Diğer arkadaşlarımın da çeşitli kategorilerde birincilik ve ikincilikleri oldu.

 

Şimdi lisede son senem başlayacak ve ben yarışma gibi faaliyetleri bir kenara koydum. Üniversite sınavları yaklaşıyor ve işler ciddileşmeye başladı. Popüler bilimle alakalı yazıp çizmek oldukça hoşuma gidiyor. Yaz boyunca bir şeyler yazmaya da devam edeceğim. Üniversitede ise neler olacak göreceğiz!

 

Her zaman dayatılan, ezberletilen, sıkıcı gelen şeylerde güzel olanı aramaya çalıştım. Müfredatın dışına çıkıp biraz fazlasını öğrenmek kimseye bir şey kaybettirmez. Sadece bir disipline ilgi duymadım. Yalnız bir alanda yoğunlaşmak da bana çok mantıklı gelmiyor. Derdim kimseye ukalalık yapmak da değil ancak şunu diyebilirim ki girdiğim her ortamda konuşulanı anlayacak kadar bilgiye sahip olmaya çalıştım. Oldukça az şey biliyorum ancak öğrendiğim her yeni bilginin bana verdiği haz anlatılamaz.

 

Bu siteye yolunuz düşer de bu yazıyı okursanız bilin ki bilime ilgi duyan insanlara ihtiyacım var. Sizin de öyleyse bana hemen bir mail atın. Kim bilir, ilerde birlikte büyük işler başarırız belki 🙂

Mail: akagana2000@gmail.com

 

Advertisements