Neyin Nesi Bu Bir Varmış Bir Yokmuş?

Blog’un isminin niye böyle olduğunu açıklamak istiyorum. Kesinlikle daha çarpıcı bir isim bulabilirdim. Genel olarak bloggerların yaptığı gibi ismimi de kullanabilirdim. Yine de “Bir Varmış Bir Yokmuş’u seçmeme neden olan şeyin önüne geçemedi hiçbiri.[1]

Türkiye 1978’den Takip Ediyordu Dünyayı

Çok iyi hatırlıyorum. Bulunduğumuz ilçede bir göl vardı. Gün batarken babamın telefonda D-SMART yetkilileri ile konuştuğunu öğrendim. O zamanlar daha az paracıydılar herhalde. Paket önermişler ve dekoder göndereceklermiş. Neyse geldi kuruldu her şey. Ben önce biraz çizgi filmler ile ilgilenmiştim. Sonra birbirinden harika dört belgesel kanalım oldu tabi ben sürekli ikisini tercih ediyordum. Discovery Science ve Da Vinci Learning. O sıralar sekiz yaşlarında olduğumu da belirteyim, oturup belgesel izliyordum. Da Vinci Learning tam benlikti, yaş ortalamama hitap eden içerikler yayınlıyordu. İşte onlardan biri Albert Barillé‘in yönetmenliğindeki 1978 ve 1987 yapım iki belgesel:
*Il était une fois… la Vie-Bir Varmış Bir Yokmuş… İnsan Vücudu
*Il était une fois… l’Homme-Bir Varmış Bir Yokmuş… İnsan
İlki adından anlaşılacağı üzere biyoloji ile alakalı ikincisi de insanlık ve dünya tarihini anlatıyor. Şimdi ikisini de gerçekten özlüyorum. İnsan Vücudu’ndan pek çok şeyi ben okulda öğretilmeden öğrendim. Böbreklerin çalışmasını, sindirim, solunum ve dolaşım sistemlerini, kan kanserini(nasıl tedavi edildiğini de :)), bağışıklık sistemini. Virüslerle bakterilerin farkını öğrendim. İnce bağırsaktaki vitamin sentezinde rol oynayan mutualist bakterileri öğrendim. Yahu eritrosit, lökosit, trombosit falan. Kulaktaki Kohlear kanalını biliyordum. Tabi ismini bilmiyordum ama iç kulaktaki korti organının tüylü sıvı içinde hareket eden şey olduğunu falan hatırlıyorum. Aslında düşündükçe daha çok şey hatırlıyorum!
HARİKA DEĞİL Mİ!
İnsan’dan ise dünyanın oluşumunu, abiyogenezi, evrimi, ilk uygarlıkları, Amerika kıtasında insanların yayılmacılığını ardından Avrupalıların sömürgeleştirme ve yok etme süreçlerini biliyordum. Fernando de Magallanes, kim bu adam? Şu dünyayı turlayan ilk insan, daha doğrusu bitiremeden göğsüne mızrak saplanan Portekizli abimiz. Görüyor musunuz? Ben bile yazarken şaşırıyorum. İki senelik süreçte, on yaşına dek öğrenme sürecim devam ediyordu. Bense pek çok bilim dalına ait temel bilgilere hakim olduğumun farkında bile değildim.
Söylediğim gibi o belgeselin bende emeği çok büyük. En azından ona bu şekilde vefa borcumu ödüyorum :). Yahu altı üstü bir çizgi film abartılacak ne yanı var diyebilirsiniz ancak o zamanlar benim bilimsel bilgiye ulaşabileceğim başka hiçbir kaynağım yoktu. Hangi insanın vardır ki! İnternet hizmeti yeni yeni Türkiye’de şekilleniyor, insanlar Facebook kullanıyor internet kafelerde geziyordu. Yol gösteren biri de yoktu tabii.
Velhasılıkelam La Vie ve L’homme benim her şeyimdi. Bakın sizlerde izleyin. Birkaç hayırsever insan türkçe dublajlı hallerini elde etmeyi başarmış. En azından fransızca jeneriklerine bakın. Ben hala izledikçe mutlu oluyorum ve beni izlediğim anlara götürüyor.
SIKICI MI GELDİ? Buraya kadar okuduysanız gelmemiştir zaten. Bu konuyu özellikle anlatmak istemiştim…
Jenerikler:
*Il était une fois… la Vie-Bir Varmış Bir Yokmuş… İnsan Vücudu
*Il était une fois… l’HommeBir Varmış Bir Yokmuş… İnsan
Bu da türkçe birkaç bölüm:
*https://www.youtube.com/watch?v=P1Zs_W50EPQ*https://www.youtube.com/watch?v=YQpwkHI9L00*https://www.youtube.com/watch?v=0s6wh4HnfMo

 

[1]-Bu yazı “Bir Varmış Bir Yokmuş” adıyla açtığım ilk blogda idi. Daha sonra düzenleyeceğim ancak şimdiden burada durmasını istiyorum.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s